- Konu Yazar
- #1
Yapay zeka, günümüz dünyasında hayatımızın birçok alanında yer edindi. Hani düşünsenize, sabah işe giderken kullandığınız navigasyon uygulamaları ya da sosyal medya platformlarında karşınıza çıkan öneriler, hepsi bu teknolojinin birer ürünü. Ama bu durum insan kararlarını nasıl etkiliyor? Vallahi bazen düşünmeden edemiyorum. Bir karar vermemiz gerektiğinde, yapay zeka bize öyle bir yön veriyor ki, bazen kendi düşüncelerimizi bile sorgulamaya başlıyoruz.
Bir arkadaşım bir gün bana, “Yapay zeka beni daha tembel hale getiriyor” demişti. Gerçekten de, bazen bir şeye karar vermek için yapay zekanın ya da algoritmaların önerilerine daha fazla güveniyoruz. Oysa içgüdülerimiz ve deneyimlerimiz de var. Ama işte, hepimiz biliyoruz ki, bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Bilgi bombardımanında kaybolmak da cabası. Hani bazen “Bu bilgi beni neden etkiliyor, neden bu kararı alıyorum?” diye düşünmek gerekiyor.
İş yerinde bir projeye karar vermek için bir grup toplantısı yapıldığında, çoğu zaman dışarıdan gelen verilerle hareket ediyoruz. Veriler önemli, yanlış anlaşılmasın. Ama işte o an, yaratıcılığımızı ve sezgimizi kenara itiyoruz sanki. Bazen de tüm bu veriler arasında kaybolup, kendi sesimizi duyamıyoruz bile. Hani bazen “Sen ne düşünüyorsun?” diye soruyoruz ya, o sorunun cevabı zamanla kayboluyor gibi geliyor.
Bir diğer açıdan bakarsak, yapay zeka insan kararlarını destekleyici bir araç haline de gelebiliyor. Mesela, sağlık alanında bir tanı koyma sürecinde yapay zekanın sunduğu veriler, doktorların daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olabilir. Ama bu da bir denge meselesi. Yani, yapay zeka kararlarımızı etkileyebilir; ama bu etki, ne kadar faydalı ya da zararlı olabilir? İşte burada dikkat etmemiz gereken şey, insanın karar verme yetisinin her zaman ön planda tutulması. Unutmamak lazım ki, sonuçta biz insanız, duygularımız var...
Sonuç itibarıyla, yapay zeka hayatımızı kolaylaştırırken, karar verme süreçlerimizi de etkiliyor. Ama bu etkiyi nasıl yöneteceğimiz tamamen bize bağlı. Bazen bir adım geri atıp, kendi iç sesimizi dinlemek gerek. Yaşamın karmaşası içinde kaybolmamak için, bu dengeyi sağlamak önemli. Hadi, bir düşün bakalım, sen ne hissediyorsun bu konuda?
Bir arkadaşım bir gün bana, “Yapay zeka beni daha tembel hale getiriyor” demişti. Gerçekten de, bazen bir şeye karar vermek için yapay zekanın ya da algoritmaların önerilerine daha fazla güveniyoruz. Oysa içgüdülerimiz ve deneyimlerimiz de var. Ama işte, hepimiz biliyoruz ki, bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Bilgi bombardımanında kaybolmak da cabası. Hani bazen “Bu bilgi beni neden etkiliyor, neden bu kararı alıyorum?” diye düşünmek gerekiyor.
İş yerinde bir projeye karar vermek için bir grup toplantısı yapıldığında, çoğu zaman dışarıdan gelen verilerle hareket ediyoruz. Veriler önemli, yanlış anlaşılmasın. Ama işte o an, yaratıcılığımızı ve sezgimizi kenara itiyoruz sanki. Bazen de tüm bu veriler arasında kaybolup, kendi sesimizi duyamıyoruz bile. Hani bazen “Sen ne düşünüyorsun?” diye soruyoruz ya, o sorunun cevabı zamanla kayboluyor gibi geliyor.
Bir diğer açıdan bakarsak, yapay zeka insan kararlarını destekleyici bir araç haline de gelebiliyor. Mesela, sağlık alanında bir tanı koyma sürecinde yapay zekanın sunduğu veriler, doktorların daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olabilir. Ama bu da bir denge meselesi. Yani, yapay zeka kararlarımızı etkileyebilir; ama bu etki, ne kadar faydalı ya da zararlı olabilir? İşte burada dikkat etmemiz gereken şey, insanın karar verme yetisinin her zaman ön planda tutulması. Unutmamak lazım ki, sonuçta biz insanız, duygularımız var...
Sonuç itibarıyla, yapay zeka hayatımızı kolaylaştırırken, karar verme süreçlerimizi de etkiliyor. Ama bu etkiyi nasıl yöneteceğimiz tamamen bize bağlı. Bazen bir adım geri atıp, kendi iç sesimizi dinlemek gerek. Yaşamın karmaşası içinde kaybolmamak için, bu dengeyi sağlamak önemli. Hadi, bir düşün bakalım, sen ne hissediyorsun bu konuda?