- Konu Yazar
- #1
Yapay zeka, otomatik sistemlerin kalbinde yer alır. Bu sistemler, belirli görevleri yerine getirmek için tasarlanmış yazılımlardır. Temelde, verileri alıp analiz ederler. Sonrasında, bu verilerden sonuçlar çıkararak eyleme geçerler. Mesela, bir alışveriş sitesinde “sizde bu ürünle birlikte bunlar da ilginizi çekebilir” mesajı, işte bu tür bir sistemin örneğidir. Kullanıcıların önceki alışverişlerine ve arama geçmişine bakarak önerilerde bulunur.
Peki, bu sistemler nasıl öğreniyor? Yine yapay zeka devreye giriyor. Makine öğrenimi denilen bir süreçle, sistemler verilerden kendilerini geliştirebiliyor. Yani, ne kadar çok veriyle beslenirlerse o kadar akıllı hale gelirler. Bir süre sonra, insan müdahalesine bile ihtiyaç duymaz hale gelebilirler. Düşünsenize, bir film öneri sistemi. İlk başta belki birkaç öneri ile sınırlı kalıyor ama zamanla sizin izleme alışkanlıklarınıza göre kişiselleşiyor. “Vay be, bu filmi ben de izlemek isterim” dedirtiyor insana.
Otomatik sistemlerin bir başka yönü de, hızlarıdır. Bir işi insanın yapabileceğinden kat kat daha hızlı yaparlar. Bu, iş süreçlerini daha verimli hale getirir. Örneğin, bir çağrı merkezi düşünün. Yapay zeka destekli bir sistem, neredeyse anında müşteri taleplerini karşılayabilirken, insan operatörler bunun için zaman harcar. Hatta günün sonunda, çalışanların yükünü hafifletir.
Yalnızca iş hayatında değil, günlük yaşamda da karşımıza çıkıyor bu sistemler. Akıllı ev aletleri, otomatik ışıklandırmalar ya da sesli asistanlar… Hepsi birer örnek. Bazen kendimizi kaybolmuş hissediyoruz, değil mi? Ama bir yandan da, bu sistemler hayatımızı kolaylaştırıyor. “Tamam, bu da güzel” dedirtiyor.
Gelecekte neler olacağını kimse kesin olarak bilemez ama yapay zekanın etkisi artarak devam edecek gibi görünüyor. İş yapma şekillerimiz değişiyor. Bu sistemler, daha önce hiç hayal etmediğimiz çözümler sunabilir. Yani, belki de bugün düşündüğümüzden çok daha fazlası...
Peki, bu sistemler nasıl öğreniyor? Yine yapay zeka devreye giriyor. Makine öğrenimi denilen bir süreçle, sistemler verilerden kendilerini geliştirebiliyor. Yani, ne kadar çok veriyle beslenirlerse o kadar akıllı hale gelirler. Bir süre sonra, insan müdahalesine bile ihtiyaç duymaz hale gelebilirler. Düşünsenize, bir film öneri sistemi. İlk başta belki birkaç öneri ile sınırlı kalıyor ama zamanla sizin izleme alışkanlıklarınıza göre kişiselleşiyor. “Vay be, bu filmi ben de izlemek isterim” dedirtiyor insana.
Otomatik sistemlerin bir başka yönü de, hızlarıdır. Bir işi insanın yapabileceğinden kat kat daha hızlı yaparlar. Bu, iş süreçlerini daha verimli hale getirir. Örneğin, bir çağrı merkezi düşünün. Yapay zeka destekli bir sistem, neredeyse anında müşteri taleplerini karşılayabilirken, insan operatörler bunun için zaman harcar. Hatta günün sonunda, çalışanların yükünü hafifletir.
Yalnızca iş hayatında değil, günlük yaşamda da karşımıza çıkıyor bu sistemler. Akıllı ev aletleri, otomatik ışıklandırmalar ya da sesli asistanlar… Hepsi birer örnek. Bazen kendimizi kaybolmuş hissediyoruz, değil mi? Ama bir yandan da, bu sistemler hayatımızı kolaylaştırıyor. “Tamam, bu da güzel” dedirtiyor.
Gelecekte neler olacağını kimse kesin olarak bilemez ama yapay zekanın etkisi artarak devam edecek gibi görünüyor. İş yapma şekillerimiz değişiyor. Bu sistemler, daha önce hiç hayal etmediğimiz çözümler sunabilir. Yani, belki de bugün düşündüğümüzden çok daha fazlası...