- Konu Yazar
- #1
Bugün yapay zeka haber yazmalı mı sorusu, aslında günümüzün en çok tartışılan konularından biri haline geldi. Düşünsenize, bir sabah uyandınız ve gazetelerinizin hepsi yapay zeka tarafından yazılmış. "Nasıl olur?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. Oysa gazetenin o samimi, o sıcak köşesini özlemişsinizdir. Bir haberin ardındaki insan hikayesini, duyguları nasıl unutabilirsiniz ki?
Bir arkadaşım var, kendisi bir gazeteci. Geçen gün akşam yemeğinde yapay zeka ile haber yazmanın geleceğinden bahsetti. “Abi, bazen çok iyi yazıyorlar ama…” diye başladı cümlesine. Evet, doğru, bazen yapay zeka harika sonuçlar çıkarabiliyor ama insana dair o derinliği, o ruhu yakalayabiliyor mu? Bir makalenin ardında, o haberin altında yatan emek, gözyaşı ve bazen de kahkaha yok mu?
Bazen, yapay zekanın bir haber yazdığını okuduğunuzda, sanki bir robotun duygusuz bir şekilde kelimeleri sıraladığını hissediyorsunuz. Oysa bir muhabir, sokaklarda koşuştururken, insanların gözlerindeki o umudu, korkuyu, hayali görmek için orada. Sonuçta, haberin sadece bilgi vermesi yetmiyor; bir duygu oluşturması gerekiyor.
Hatta bazen, yapay zekanın yazdığı haberlerdeki o soğuk üslup, sanki bir mesafeyi de beraberinde getiriyor gibi. “Bir insanın hikayesini anlatmanın en güzel yolu, o insanın sesiyle yazmaktır,” diye düşünüyor insan. Gerçek hayattan bir parça bulmak, bir başkasıyla bağ kurmak... İşte bu, insanın yazarken hissettiği bir şey.
Düşünsenize, bir yapay zeka, bir röportaj yaparken karşısındaki kişinin gözlerindeki ışıltıyı nasıl yakalayabilir? Ya da bir felaket sonrası insanların yaşadığı kaybı, o derin acıyı nasıl ifade edebilir? Bunlar, yapay zekanın kelimelere dökebileceği şeyler değil. O yüzden, bazen insana ihtiyaç var. O insanın dokunuşuna, hislerine…
Ama elbette teknoloji ilerliyor. Yapay zeka, haber yazımında kullanılıyor ve birçok alanda da faydalı sonuçlar doğuruyor. Hızlı ve etkili bir şekilde bilgi sağlayabiliyor. “Hızlı haber, doğru haber,” düşüncesi yaygınlaşırken, acaba derinlik ve samimiyet ne kadar geride kalıyor? Bazen bir haberi okuyup “bu da neymiş” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Sonuçta, yapay zeka haber yazarken belki de en önemli şey, insanın o ruhunu, o sıcaklığını hissettirebiliyor mu? Sadece bilgi vermek yeterli mi? Bir haberin arkasında yatan hikayeyi bulup çıkarmak, insanı insan kılan unsurlardan biri. Ne dersiniz, günün sonunda hepimiz bir hikaye anlatıcısı değil miyiz?
Bir arkadaşım var, kendisi bir gazeteci. Geçen gün akşam yemeğinde yapay zeka ile haber yazmanın geleceğinden bahsetti. “Abi, bazen çok iyi yazıyorlar ama…” diye başladı cümlesine. Evet, doğru, bazen yapay zeka harika sonuçlar çıkarabiliyor ama insana dair o derinliği, o ruhu yakalayabiliyor mu? Bir makalenin ardında, o haberin altında yatan emek, gözyaşı ve bazen de kahkaha yok mu?
Bazen, yapay zekanın bir haber yazdığını okuduğunuzda, sanki bir robotun duygusuz bir şekilde kelimeleri sıraladığını hissediyorsunuz. Oysa bir muhabir, sokaklarda koşuştururken, insanların gözlerindeki o umudu, korkuyu, hayali görmek için orada. Sonuçta, haberin sadece bilgi vermesi yetmiyor; bir duygu oluşturması gerekiyor.
Hatta bazen, yapay zekanın yazdığı haberlerdeki o soğuk üslup, sanki bir mesafeyi de beraberinde getiriyor gibi. “Bir insanın hikayesini anlatmanın en güzel yolu, o insanın sesiyle yazmaktır,” diye düşünüyor insan. Gerçek hayattan bir parça bulmak, bir başkasıyla bağ kurmak... İşte bu, insanın yazarken hissettiği bir şey.
Düşünsenize, bir yapay zeka, bir röportaj yaparken karşısındaki kişinin gözlerindeki ışıltıyı nasıl yakalayabilir? Ya da bir felaket sonrası insanların yaşadığı kaybı, o derin acıyı nasıl ifade edebilir? Bunlar, yapay zekanın kelimelere dökebileceği şeyler değil. O yüzden, bazen insana ihtiyaç var. O insanın dokunuşuna, hislerine…
Ama elbette teknoloji ilerliyor. Yapay zeka, haber yazımında kullanılıyor ve birçok alanda da faydalı sonuçlar doğuruyor. Hızlı ve etkili bir şekilde bilgi sağlayabiliyor. “Hızlı haber, doğru haber,” düşüncesi yaygınlaşırken, acaba derinlik ve samimiyet ne kadar geride kalıyor? Bazen bir haberi okuyup “bu da neymiş” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Sonuçta, yapay zeka haber yazarken belki de en önemli şey, insanın o ruhunu, o sıcaklığını hissettirebiliyor mu? Sadece bilgi vermek yeterli mi? Bir haberin arkasında yatan hikayeyi bulup çıkarmak, insanı insan kılan unsurlardan biri. Ne dersiniz, günün sonunda hepimiz bir hikaye anlatıcısı değil miyiz?