🚀 YZ Forum'a Hoş Geldiniz!

Türkiye'nin yapay zeka topluluğuna katılın. Bilginizi paylaşın, öğrenin ve geleceği birlikte şekillendirin.

Ücretsiz Kayıt Ol

Prompt Mühendisliği Rehberleri

Bir gün, bir arkadaşım bana yeni bir proje üzerinde çalıştığını söyledi. “Yapay zeka ile bir asistan yaratmayı düşünüyorum,” dedi. İşte bu noktada aklıma, bu sürecin başlangıcı olan “prompt” kavramı geldi. Prompt, yapay zeka sistemlerine yön vermek için kullandığımız talimatlar, yani bir nevi komutlar. Ama bu komutların nasıl formüle edileceği, projenin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri. Gözlemlerime göre, doğru bir prompt ile AI agent oluşturmak, sadece teknik bir işlem değil, aynı zamanda yaratıcılığınızı da ortaya koyacağınız bir fırsat. Hayal edin, kendi AI asistanınızı yaratıyorsunuz. İlk adımda, onun kim olduğunu ve nasıl davranmasını istediğinizi düşünmelisiniz. Mesela, bir asistanın yardımsever, mizahi veya ciddi...
Zamanın ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz. İş hayatında, günlük işlerimizi kolaylaştıracak araçlar ararken, bazen çözümler sandığımızdan daha basit olabiliyor. İşte tam da bu noktada, Zapier ve Make gibi otomasyon platformları devreye giriyor. Bir gün, iş yerinde e-postalarımı kontrol ederken, her yeni mesaj için sürekli bildirim almak zorunda kalmanın beni ne kadar yorduğunu fark ettim. Sonra bir arkadaşımın önerisi üzerine Zapier’ı denemeye karar verdim. O günden sonra işlerim oldukça kolaylaştı. Zapier, farklı uygulamalar arasında köprü kurarak, tek bir tıklama ile birçok işlemi otomatik hale getiriyor. Mesela, yeni bir müşteri kaydı geldiğinde, bununla ilgili bir e-posta göndermek ya da bir not almak için harcadığım...
Düşünün ki, bir sabah uyandınız ve işlerinizi bir dizi karmaşık işlem yerine, birkaç basit komutla halledebiliyorsunuz. İşte tam bu noktada, prompt mühendisliği devreye giriyor. Yıllardır bu alanda çalışan biri olarak, birçok insanın bu kavramı tam anlamadığını görüyorum. Hepimiz, teknolojiye ayak uydurmaya çalışırken, bazen kayboluyor gibi hissediyoruz. Ama korkmayın, bu yazıda size bu karmaşık dünyayı basit bir şekilde anlatacağım. Prompt mühendisliği, yapay zeka ile etkileşimde bulunmak için gereken doğru soruları sorma sanatıdır. Yani, bir nevi yapay zeka ile iletişim kurmanın yollarını keşfetmektir. Bu süreçte, n8n gibi otomasyon araçlarıyla entegrasyon sağlamak, işleri daha da kolaylaştırıyor. Gerçekten de, bir veriyi işlemek...
İş yerinde bir gün, masamda çalışırken kafamda bir düşünce belirdi. Otomasyon sistemlerinin hayatımızı nasıl kolaylaştırdığına dair bir şeyler yazmak istedim. Günümüzde, iş süreçlerini hızlandırmak ve verimliliği artırmak için teknolojiye ne kadar bağımlı olduğumuzu fark etmek oldukça ilginç. Benim gibi birçok insan, sadece birkaç tıklama ile karmaşık görevleri yerine getirebilen sistemlere hayran kalıyor. Ama gerçekten bu sistemler, iş hayatını ne kadar dönüştürüyor? Bir arkadaşım, “Abi, geçen gün iş yerinde bir otomasyon sistemi kurduk. Artık neredeyse tüm raporları otomatik oluşturuyoruz!” dediğinde, gözlerim parladı. Kulağa harika geliyor değil mi? Ancak, bunun arka planında ne kadar düşünce ve planlama olduğunu bilmek de önemli...
Üzerinde düşündüğünüz bir iş fikri var mı? Belki de dropshipping işine girmeyi planlıyorsunuz. Her şeyin başlangıcı doğru ürünleri bulmak ve etkili bir şekilde tanıtmak. Ama hangi içeriklerin bu süreci kolaylaştırabileceğini hiç düşündünüz mü? İşte burada devreye içerik üretimi giriyor. Doğru içerik, potansiyel müşterilerinizi çekmenin ve onları satışa dönüştürmenin anahtarı. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak, bu süreçte ne kadar önemli olduğunu anlatmak istiyorum. Her şey, bir gün bilgisayarımın başında otururken bana gelen bir fikirle başladı. Nasıl olur da hem iş yapıp hem de insanlara değer katan içerikler üretebilirim? Dropshipping dünyasında, sadece ürünleri satmak yetmiyor. Aynı zamanda, bu ürünleri ilgi çekici bir şekilde...
Bir zamanlar, içerik üretimi denince akla gelen yüzlerce fikir, binlerce kelime vardı. Ancak son yıllarda bu kavramın çehresi değişti. Artık "faceless" içerik üretimi, yani yüz olmadan içerik oluşturma, gündelik hayatımızın bir parçası haline geldi. Düşünün, sosyal medya platformlarında, bloglarda ya da video içeriklerinde karşımıza çıkan o anonim profiller var, değil mi? İşte bu profiller, insanların dikkatini çekmeyi başaran içeriklerle dolup taşıyor. Hiç düşündünüz mü, bu içerikler arka planda nasıl oluşturuluyor? Kimi zaman bir kelime, bazen bir cümle ile başlıyor her şey. Elimizde bir konu var, o konuya dair düşüncelerimizi şekillendiriyoruz. Ama işin en güzel yanı, bunu yaparken yüzümüzün görünmemesi. Gerçekten de, bazen...
Bir gün, oturduğum kafede bir grup gençle tanıştım. Hepsi telefonlarına gömülmüş, sosyal medya hesaplarında yeni içerikler oluşturmakla meşguldü. Aralarından biri, "Dün akşam AI ile oluşturduğum içerik, tam 500 beğeni aldı!" diye heyecanla bağırdı. O an düşündüm; yapay zeka, influencer dünyasında nasıl bir devrim yaratıyor? Belki de bu yeni çağın sosyal medya yıldızları, insan elinin az da olsa değdiği, ama çoğunlukla makine zekasının yarattığı içerikler olacak. Kim bilir, belki de geleceğin influencer’ları, yalnızca dijital algoritmaların ürünleri… Bir başka gün, sosyal medya platformlarında gezinirken, bir AI influencer’ın videosuna denk geldim. Sesi, doğal bir insan gibi çıkıyor ama arka planda bir yazılımın sesi olduğu gerçeği...
E-ticaret içerikleri yazarken, aklınıza gelmesi gereken ilk şey, okuyucunun beklentilerini anlamak olmalı. Bir zamanlar bir e-ticaret sitesinde çalışıyordum. Günler geçtikçe, ürün açıklamalarının sadece teknik bilgilerden ibaret olmaması gerektiğini fark ettim. Bir kullanıcı, bir ürünü satın alırken yalnızca özelliklerini değil, aynı zamanda o ürünün hayatına katacağı değeri de merak ediyor. Yani, bir ayakkabının neden tercih edilmesi gerektiğini anlatmak, sadece "deri" ya da "su geçirmez" demekten çok daha fazlasını gerektiriyor. O an anladım ki, içeriklerimizde bir hikaye anlatmalıyız; bir bağ kurmalıyız. Yalnızca ürün değil, markamızla da bir ilişki oluşturmalıyız. Geçmişte, çok beğenerek giydiğim bir ceketim vardı. Onu ilk...
Günlerden bir gün, bir arkadaşım bana reklamcılığın sihirli dünyasından bahsetmeye başladı. Herkesin dikkatini çekmek için nasıl da farklı yollar denediklerini anlattı. O an anladım ki, reklam ve pazarlama içerikleri, sadece dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda bir hikaye anlatıyor. Yani, bir reklamın arkasında bir düşünce, bir strateji var. Bu yüzden, doğru bir şekilde kurgulanmış bir içerik, sadece ürün satmakla kalmaz, aynı zamanda marka kimliğini de oluşturur. Bir başka düşünce, içeriklerin sadece bilgi vermek için değil, aynı zamanda duygusal bir bağ kurmak amacıyla yazılması gerektiği. Mesela, bir markanın duygusal bir hikayesini paylaşması, tüketicinin o markaya daha fazla bağlanmasına neden olur. Düşünsene, bir kahve markası...
Bir gün, bir arkadaşım bana sosyal medyada gördüğü bir reklam metnini gösterdi. "Bak, bu ne kadar etkileyici!" dedi. Gerçekten de, metin öyle bir şekilde yazılmıştı ki, okuyucunun dikkatini hemen çekiyor, merakını uyandırıyordu. O an düşündüm, iyi bir satış metni yazmak her zaman kolay olmuyor. Ama işin sırrı, doğru kelimeleri seçmekte ve duyguları harekete geçirmekte yatıyor. İşte tam burada devreye “prompt” kavramı giriyor. Prompt, yazma sürecini yönlendiren ve ilham veren kelime veya cümleler. Yani, kelimelerle dans etmek isteyenler için bir tür anahtar. Bir gün, bambaşka bir yerde bir yazı atölyesine katıldım. Orada, katılımcılara satış metni yazmanın inceliklerini anlatan bir eğitmen vardı. Eğitmen, yazma sürecinde ilham almanın...
Düşünün ki bir gün kafanızda bir hikaye var. Belki de baş karakteriniz bir araştırmacı, sıradışı bir macera peşinde. Ama işte o noktada duraksıyorsunuz; nasıl başlayacaksınız? İşte burada, hikaye ve senaryo yazımının temel taşlarından biri olan "prompt" devreye giriyor. Bir kelime, bir cümle, ya da belki de bir görsel… Her ne olursa olsun, yaratıcı sürecinizi tetiklemek için bir kıvılcım gerekiyor. Bu kıvılcımı bulduğunuzda, hikayeniz adeta kendi kanatlarını açıyor. Kimi zaman bir olaydan, bazen de bir duygu durumundan ilham alarak başlayabilirsiniz. Mesela, bir sabah yürüyüşü yapıyorsunuz ve birden karşınıza çıkan eski bir bina, içindeki sırlarla dolu bir hikaye oluşturmanızı sağlıyor. O an aklınıza gelen ilk cümle, belki de...
Yazının ilk satırında, düşüncelerimizin derinliklerine dalmak, kelimelerin sihirli dünyasında kaybolmak gibidir. Bir an için hayal edin; bir masanın etrafında, yaratıcı fikirlerin havada uçuştuğu bir ortamdasınız. Herkes, aklındaki düşünceleri dışa vurmak için can atıyor. İşte bu ortamda, "prompt" dediğimiz o büyülü kelimeler devreye giriyor. Yaratıcılığınızı tetiklemek için bir ipucu, bir başlangıç noktası arıyorsanız, kelimelerle oynamak ve yaratıcı süreçlerinizi serbest bırakmak için promptlardan daha iyi bir araç yoktur. Bir gün, bir arkadaşım bana “Neden bazen sadece bir cümleyle başlıyoruz ama sonrasında bambaşka yerlere gidebiliyoruz?” diye sordu. İşte tam da bu noktada, promptların önemi devreye giriyor. İyi bir prompt...
Hayatın karmaşası içinde bazen düşüncelerimizi düzenlemek, olayları net bir şekilde görmek için bir araca ihtiyaç duyarız. İşte tam bu noktada, "prompt" kavramı devreye giriyor. Bir düşünceyi, bir durumu ya da bir metni özetlemek ve analiz etmek için verdiğimiz bu talimatlar, aslında zihnimizdeki karmaşayı bir nebze olsun hafifletiyor. Düşünün, bir kitabı okudunuz ve aklınızda koca bir dünyayı canlandırdınız. Ama o dünyayı başkalarına aktarmak için ne yapmalısınız? İşte burada, iyi bir özetleme ve analiz becerisi devreye giriyor. Günlük hayatımızda, bazen bir belgesel izlerken, bazen de bir makale okurken aklımızda bir sürü soru beliriyor. “Bu bilgiler nasıl bir araya gelmiş?” ya da “Bu olayın arka planında neler yatıyor?” gibi...
Hepimiz bir şeyleri anlamak için bazen kelimelerin ötesine geçmek zorunda kalıyoruz. Özellikle farklı dillerde içerik tüketirken, çevirilerin kalitesi, okuduğumuz metnin ruhunu ve anlamını ne kadar doğru yansıttığıyla doğrudan ilgili. Mesela, bir romanın duygusal derinliğini ya da bir makalenin teknik detaylarını doğru bir şekilde aktarabilen bir çeviri, okuyucunun deneyimini bambaşka bir seviyeye taşıyabilir. Ama bu çeviri sürecinde dikkat edilmesi gereken pek çok detay var... Bir gün bir arkadaşım, bir yazarın eserini çevirmek istediğini söyledikten sonra, onun bu işteki zorluklarından bahsetmeye başladı. "Ya abi, bazen kelimeler birbirinin yerine geçiyor ama asıl anlam kayboluyor," dedi. İşte bu noktada, çeviri kalitesini artırmak...
**Bilgi Kutusu** Bir gün, küçük bir yazılım projesi üzerinde çalışıyordum. Her şey yolunda gidiyordu ama son bir adım kaldı. API yanıtlarını kontrol etmem gerekiyordu. İşte o an, yazılımdaki verilerin güvenilirliğini sağlamak için bu kontrolün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Hani bazen bir şeyin doğru olup olmadığını bilmek istersin ya, işte o anlardan biri… Doğru sonuçlar almak, projenin başarısını doğrudan etkiliyordu. API yanıtlarını kontrol etmenin aslında pek çok yolu var. En basit yöntemlerden biri, beklenen sonuçlarla gelen verileri kıyaslamak. Ama bu işin sadece başlangıcı. Düşünsene, bir API’den aldığın yanıt, beklediğin formatta değilse ne olur? İşte o zaman işler karışır. “Abi, bu tam olarak istediğim gibi...
Veri analizi, son yıllarda birçok sektörde kritik bir rol oynamaya başladı. Bir gün, bir arkadaşımın ofisinde otururken, karşısındaki ekranda karmaşık grafikler ve tablolar gördüm. “Ne yapıyorsun?” diye sordum. “Prompt ile veri analizi yaptırıyorum” dedi. Merak ettim, bu ne demekti? Genç bir girişimci olarak, iş dünyasında hızla gelişen bu trende ayak uydurmak zorundaydım. Sonuçta, veriler, karar verme süreçlerinde altın değerindeydi. Bazen veri analizi yaparken kaybolmuş gibi hissediyor musunuz? O kadar çok bilgi var ki, hangi verinin ne anlama geldiğini çözmek bir muamma haline gelebiliyor. İşte burada, yapay zekanın devreye girdiği o an, gerçekten büyüleyici. Prompt teknolojisi sayesinde, verileri analiz etmek için sadece birkaç...
Bir sabah, kahvemi alıp bilgisayarımın başına geçtiğimde, aklımda bir soru vardı: "Prompt ile kod yazdırmak mümkün mü?" Evet, yapay zeka çağında yaşıyoruz ve bu teknoloji, yazılım geliştirme süreçlerini baştan aşağı değiştirebilir. Birkaç dakika içinde karmaşık kod parçaları oluşturmanın hayalini kurarken, aslında yalnızca bir kelime öbeği ile bunu başarmanın yollarını keşfetmekteydim. Gözlerimi ekrana diktiğimde, bu yolculuğun sadece bir başlangıç olduğunu anlamıştım. Öncelikle, doğru soruları sormak kritik. Mesela, "Hangi programlama dilinde kod yazmam gerekiyor?" Eğer bu soruyu sorarsanız, yapay zeka size daha hedeflenmiş ve etkili bir sonuç sunabilir. Yani, neyi sorduğunuz, ne alacağınızı belirliyor. Yanlış veya belirsiz bir soru...
Bir zamanlar, bir yazılım geliştiricisinin elinde bir proje vardı. Her şey yolunda gidiyordu, ta ki o korkunç hata mesajı ortaya çıkana kadar. Bir gün, programı çalıştırdığında ekranda beliren kırmızı bir uyarı, onun için adeta bir kabus gibiydi. “Neden böyle oldu?” diye düşündü. Projenin karmaşık yapısı gözünde canlandı ve aklında yüzlerce soruyla birlikte hangi adımları izlemesi gerektiğine dair bir strateji oluşturmak için derin bir nefes aldı. İşte, burada “debugging” yani hata ayıklama süreci devreye girdi. Hata ayıklama, sadece bir kod parçasını düzeltmekten ibaret değil. Aslında bu, bir dedektif gibi düşünmeyi gerektiriyor. Peki, ilk olarak ne yapmalısınız? Hatanın nedenini bulmak için kodunuzu dikkatlice incelemeniz gerekiyor...
Bir zamanlar, video içerik üretmenin sadece profesyonel ekipler tarafından yapılabileceğine inanılırdı. Ancak teknoloji öyle bir evrim geçirdi ki, artık herkesin elinde bir kamera, bir mikrofon ve bir de yapay zeka var. Özellikle "prompt" dediğimiz o büyülü kelime, işin sihrini ortaya çıkarıyor. Hani bazen bir fikriniz olur ama onu tam olarak ifade edemezsiniz ya... İşte burada, yapay zeka devreye giriyor. Sadece düşüncelerinizi kelimelere dökmekle kalmıyor, aynı zamanda bu kelimelere hayat veriyor. Bazen "Ya bu video işini nasıl yapacağım?" diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Oysa ki, bir “prompt” ile başlamak, belki de en iyi çözüm yolu. Bir gün, arkadaşım Ahmet’in stüdyosuna gittim. İşleri biraz yoluna koymak için yardım etmemi...
Hayatımın bir döneminde, bir sabah kahvaltısı yaparken bir arkadaşım bana "Biliyor musun, bilgisayarlar artık resim bile çiziyor!" dedi. O an, aklımda birkaç saat önce izlediğim bir videonun görüntüleri belirdi. Yapay zeka ile görsel üretmenin ne kadar ilginç ve yenilikçi bir şey olduğunu düşünmüştüm. Gerçekten de, sadece birkaç kelimeyle aklımızdaki fikirleri görselleştirmek mümkün hale geldi. İşte tam da bu noktada, “prompt” dediğimiz terim devreye giriyor. Yani, bir yapay zeka modeline verdiğimiz komutlar. Çok basit gibi görünse de, doğru kelimeleri seçmek, istediğimiz sonuçları elde etmek için hayati önem taşıyor. Kendimce denemeler yaparken fark ettim ki, bazen ne kadar detaylı yazarsanız yazın, istediğiniz sonucu almak için...
Geri
Üst