Yazmaya başlarken kafamızda pek çok düşünce dolanır. Bir blog ya da makale yazmak, birçok insan için bazen heyecan verici, bazen de korkutucu bir süreç olabilir. Özellikle yeni başlayanlar için bu durum, “Acaba doğru bir şey mi yazıyorum?” sorusunu akıllara getirir. Ama yazar olmanın en güzel yanlarından biri, kelimelerle oynamak ve duygularımızı, düşüncelerimizi ifade etmektir... Bunu yaparken, insanların gerçek hayatına dokunabilmek, onlarla bir bağ kurabilmek ise bambaşka bir deneyimdir.
Özgün bir içerik yaratmak, bazılarına kolay gelebilirken, diğerleri için bir muamma haline gelebiliyor. Mesela ben, bazen bir cümleyi yazarken, aklımda bir hikaye canlanıyor. Bir karakter oluşturuyorum, onun duygularını, düşüncelerini yansıtmaya çalışıyorum. Okuyucunun o karakterle duygusal bir bağ kurmasını istiyorum. Hani derler ya, “Yazmak bir yolculuktur.” İşte o yolculukta okuyucuyu yalnız bırakmamak, onunla birlikte ilerlemek önemli. Her paragraf, sanki yeni bir kapı açar gibi...
Bir konu seçip ona derinlemesine dalmak, içeriği zenginleştirir. Mesela bir gün, sokakta yürürken bir kedi gördüm. O an, kedinin bakışları bana bir şeyler anlatmaya başladı. Hemen not aldım, aklımda bir yazı taslağı oluştu. Anlayacağınız, ilham her yerde olabilir. Kimi zaman bir anlık gözlem, kimi zaman bir kitap sayfası ya da günlük bir sohbet bile, yazmak için harika bir başlangıç noktası sunar. Her şey, bu gözlem gücünü kullanmakla başlıyor.
Bazen durup, okuyucuya bir soru sormak iyi bir fikir olabilir. “Sizce bu yazı nerelere gidebilir?” diye düşünmek, hem yazarken hem de yazdıklarımızı okurken bizi yönlendirebilir. Okuyucu, yazının içinde kaybolmak istemeli. Onu düşündürmek, sorgulamak, belki de biraz gülümsetmek... Bunlar, bir içerik yazımında aradığımız değerler. Yani iyi bir yazı, aslında sadece bilgi vermekten öteye geçmeli.
İçerik yazımında yapı, düzen ve akış çok önemli. Eğer akış bozulursa, okuyucu o yolculuğun keyfini kaybedebilir. Bu nedenle, paragraflar arasında geçişleri yumuşak tutmak, her cümlede bir sonraki adımı düşünmek gerek. Hatta bazen bir cümleyi yarım bırakmak, okuyucunun merakını artırır. “Acaba ne olacak?” diye düşünmesini sağlamak, yazıya bir tat katabilir. Unutmayın, yazarken eğlenmek, bu sürecin en güzel yanlarından biri...
Sonuçta, her bir yazı, bir parça hayatımızdan bir şeyler taşır. Belki bir anı, belki bir duygu ya da bir hayal. Okuyucularınıza bu parçaları sunabilmek için, içten ve samimi bir dil kullanmak şart. Okuyucu, yazdığınızda o samimiyeti hissetmeli. O yüzden, düşüncelerinizi, hislerinizi cesurca ifade etmekten çekinmeyin. Yazarken, kendiniz olun, içten olun... Ve unutmayın, yazmak bir yolculuktur; önemli olan, bu yolculukta neyi paylaştığınızdır.
Özgün bir içerik yaratmak, bazılarına kolay gelebilirken, diğerleri için bir muamma haline gelebiliyor. Mesela ben, bazen bir cümleyi yazarken, aklımda bir hikaye canlanıyor. Bir karakter oluşturuyorum, onun duygularını, düşüncelerini yansıtmaya çalışıyorum. Okuyucunun o karakterle duygusal bir bağ kurmasını istiyorum. Hani derler ya, “Yazmak bir yolculuktur.” İşte o yolculukta okuyucuyu yalnız bırakmamak, onunla birlikte ilerlemek önemli. Her paragraf, sanki yeni bir kapı açar gibi...
Bir konu seçip ona derinlemesine dalmak, içeriği zenginleştirir. Mesela bir gün, sokakta yürürken bir kedi gördüm. O an, kedinin bakışları bana bir şeyler anlatmaya başladı. Hemen not aldım, aklımda bir yazı taslağı oluştu. Anlayacağınız, ilham her yerde olabilir. Kimi zaman bir anlık gözlem, kimi zaman bir kitap sayfası ya da günlük bir sohbet bile, yazmak için harika bir başlangıç noktası sunar. Her şey, bu gözlem gücünü kullanmakla başlıyor.
Bazen durup, okuyucuya bir soru sormak iyi bir fikir olabilir. “Sizce bu yazı nerelere gidebilir?” diye düşünmek, hem yazarken hem de yazdıklarımızı okurken bizi yönlendirebilir. Okuyucu, yazının içinde kaybolmak istemeli. Onu düşündürmek, sorgulamak, belki de biraz gülümsetmek... Bunlar, bir içerik yazımında aradığımız değerler. Yani iyi bir yazı, aslında sadece bilgi vermekten öteye geçmeli.
İçerik yazımında yapı, düzen ve akış çok önemli. Eğer akış bozulursa, okuyucu o yolculuğun keyfini kaybedebilir. Bu nedenle, paragraflar arasında geçişleri yumuşak tutmak, her cümlede bir sonraki adımı düşünmek gerek. Hatta bazen bir cümleyi yarım bırakmak, okuyucunun merakını artırır. “Acaba ne olacak?” diye düşünmesini sağlamak, yazıya bir tat katabilir. Unutmayın, yazarken eğlenmek, bu sürecin en güzel yanlarından biri...
Sonuçta, her bir yazı, bir parça hayatımızdan bir şeyler taşır. Belki bir anı, belki bir duygu ya da bir hayal. Okuyucularınıza bu parçaları sunabilmek için, içten ve samimi bir dil kullanmak şart. Okuyucu, yazdığınızda o samimiyeti hissetmeli. O yüzden, düşüncelerinizi, hislerinizi cesurca ifade etmekten çekinmeyin. Yazarken, kendiniz olun, içten olun... Ve unutmayın, yazmak bir yolculuktur; önemli olan, bu yolculukta neyi paylaştığınızdır.