- Konu Yazar
- #1
Gerçekten de, yapay zeka son zamanlarda hayli gündemde. Herkesin dilinde, herkesin aklında. Ama gelin görün ki, bu popülaritenin ardında bir güven krizi var mı? İnsanlar, algoritmaların karar verme süreçlerine giderek daha fazla entegre edildiğini görünce, içten içe bir tedirginlik yaşıyorlar. Yani, bu durum acaba bizim hayatımızı nasıl etkiler? Hani bir yere kadar, tamam, teknoloji ilerlesin ama bu kadar da değil…
Bazen düşünüyorum, bu kadar çok verinin olduğu bir dünyada kimse kendi mahremiyetinin güvende olduğunu hissedebilir mi? Mesela, sosyal medya üzerinden sürekli takip edilen hayatlarımızın birer veri madeni haline geldiğini kabul etsek, bu durumu nasıl karşılayacağız? Yani sonuçta, bu da bir güven meselesi değil mi? İnsanlar, kendilerinin birer satılabilir ürün haline geldiğini düşünmeye başlarsa, işte o zaman işin rengi değişiyor.
Düşünsenize, bir gün bir yapay zeka, sizin için en uygun hayatı seçebilir. Belki de sizin için en iyi olanı düşündüğünü sanacak. Ama o "en iyi"nin altında yatan mantığı, kimse bilemez. O nedenle, bazı insanlar artık yapay zekaya karşı mesafeli durmayı tercih ediyor. "Beni anlamaz, beni tanıyamaz" diyorlar, haklılar da bir bakıma. Çünkü duygular, içgüdüler ve insan olmak, sadece sayılardan oluşmuyor.
Biraz da güvenin doğasına bakalım. Güven, insan ilişkilerinin temel taşı. Ama şimdi, yapay zekanın karar verme süreçlerine güvenip güvenmeyeceğimiz üzerine tartışmalar dönüyor. Sonuçta, eğer bir algoritmanın kararına güveniyorsak, bu demektir ki bir şeyler yolunda gitmiyor. Yani, insan olarak kendi kararlarımızı vermekten vazgeçmişiz gibi hissediyorum. Bu durum, bir tür bağımlılık yaratıyor.
Şimdi, aklımda soru işaretleri var. Yapay zeka bizim hayatımızı kolaylaştırmak için mi tasarlandı, yoksa biz mi ona güvenmek zorundayız? Sonuçta, teknoloji bize yardımcı olmak için var, ama bu yardımın sınırlarını iyi çizebilmek lazım. İnsan aklı, her zaman makinelerin önünde kalmalı. Çünkü bir makine ne kadar gelişirse gelişsin, insanın yerini tutamaz.
Hele bir de bu güven krizi sırasında etik meseleler gündeme gelince, işin içinden çıkılmaz hale geliyor. Herkes bir şeyler söylüyor ama asıl muhatap olan bizleriz. Yani, teknolojiye ne kadar güveneceğimizi, nasıl güveneceğimizi kendimiz belirlemeliyiz. Bu da demektir ki, biraz daha düşünmeli, sorgulamalıyız. Yapay zeka bizlere yardım ederken, biz de kendimizi korumalıyız.
Sonuçta, yapay zeka ve insan arasındaki dengeyi bulmak, bizim elimizde. İster istemez her anımızı izleyen bir teknolojinin yanında, kendi sınırlarımızı çizmek zorundayız. Bu güven krizi, aslında bir uyanışa dönüşebilir. İnsanlar artık daha bilinçli olmalı ve bu durumun farkında olmalı. Eğer bu konuda adımlar atmazsak, gelecekte nelerle karşılaşırız, kim bilir…
Bazen düşünüyorum, bu kadar çok verinin olduğu bir dünyada kimse kendi mahremiyetinin güvende olduğunu hissedebilir mi? Mesela, sosyal medya üzerinden sürekli takip edilen hayatlarımızın birer veri madeni haline geldiğini kabul etsek, bu durumu nasıl karşılayacağız? Yani sonuçta, bu da bir güven meselesi değil mi? İnsanlar, kendilerinin birer satılabilir ürün haline geldiğini düşünmeye başlarsa, işte o zaman işin rengi değişiyor.
Düşünsenize, bir gün bir yapay zeka, sizin için en uygun hayatı seçebilir. Belki de sizin için en iyi olanı düşündüğünü sanacak. Ama o "en iyi"nin altında yatan mantığı, kimse bilemez. O nedenle, bazı insanlar artık yapay zekaya karşı mesafeli durmayı tercih ediyor. "Beni anlamaz, beni tanıyamaz" diyorlar, haklılar da bir bakıma. Çünkü duygular, içgüdüler ve insan olmak, sadece sayılardan oluşmuyor.
Biraz da güvenin doğasına bakalım. Güven, insan ilişkilerinin temel taşı. Ama şimdi, yapay zekanın karar verme süreçlerine güvenip güvenmeyeceğimiz üzerine tartışmalar dönüyor. Sonuçta, eğer bir algoritmanın kararına güveniyorsak, bu demektir ki bir şeyler yolunda gitmiyor. Yani, insan olarak kendi kararlarımızı vermekten vazgeçmişiz gibi hissediyorum. Bu durum, bir tür bağımlılık yaratıyor.
Şimdi, aklımda soru işaretleri var. Yapay zeka bizim hayatımızı kolaylaştırmak için mi tasarlandı, yoksa biz mi ona güvenmek zorundayız? Sonuçta, teknoloji bize yardımcı olmak için var, ama bu yardımın sınırlarını iyi çizebilmek lazım. İnsan aklı, her zaman makinelerin önünde kalmalı. Çünkü bir makine ne kadar gelişirse gelişsin, insanın yerini tutamaz.
Hele bir de bu güven krizi sırasında etik meseleler gündeme gelince, işin içinden çıkılmaz hale geliyor. Herkes bir şeyler söylüyor ama asıl muhatap olan bizleriz. Yani, teknolojiye ne kadar güveneceğimizi, nasıl güveneceğimizi kendimiz belirlemeliyiz. Bu da demektir ki, biraz daha düşünmeli, sorgulamalıyız. Yapay zeka bizlere yardım ederken, biz de kendimizi korumalıyız.
Sonuçta, yapay zeka ve insan arasındaki dengeyi bulmak, bizim elimizde. İster istemez her anımızı izleyen bir teknolojinin yanında, kendi sınırlarımızı çizmek zorundayız. Bu güven krizi, aslında bir uyanışa dönüşebilir. İnsanlar artık daha bilinçli olmalı ve bu durumun farkında olmalı. Eğer bu konuda adımlar atmazsak, gelecekte nelerle karşılaşırız, kim bilir…